DOĞULU MU BATILI MI OLMAK

1.2.2021 10:41:33

Tarihin derinliklerinden bu yana milletler, ülkeler, devletler güçsüz olduklarında bir tarafa dayanmak bir tarafa yanaşmak birilerinin yanında olmak bir ittifakın içinde olmak istemişlerdir.

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

          Son 200 senedir Osmanlı Devleti hep bir tarafa dayanmış dayandırılmak istenmiştir. Tarihin derinliklerinden bu yana milletler, ülkeler, devletler güçsüz olduklarında bir tarafa dayanmak bir tarafa yanaşmak birilerinin yanında olmak bir ittifakın içinde olmak istemişlerdir. Güçlü olanda zayıfları kullanmak, yönetmek sömürmek için liderlik yapmışlardır.


       Coğrafyamızda 1000 yıldır hüküm sürüyoruz. Bu hüküm bizim kaderimizdir. Zira COĞRAFYA KADERDİR. İlk Haçlı Seferlerinin başladığı 1095 ten sonra Tapınak  Şövalyeleri misyonerler (ilk ABD'li misyonerler  1820 de gelmişlerdir.) Islahat ve Tanzimat Fermanlarıyla birlikte Düvel-i Muazzama Birinci Dünya Savaşında İtilaf Devletleri ve İkinci Dünya savaşından sonra ise NATO olarak karşımıza çıkmıştır. Biz bu yapılanmalarla hep batılı olmaya zorlanmışız ve de kabul etmişiz. Jeopolitik yapımızdan 5000 yıllık genetiğimizden gelen devlet aklı ile Jeopolitik aklımızı geliştirerek ne BATILI ne de DOĞULU olmak zorundayız hem batılı hem doğulu olmak zorundayız. Böylece Türkiye eksenini oluşturur ve güçlü oluruz.


       Türk Devlet Aklı artık ya batılı ya doğulu mantığından vazgeçti hem batılı hem doğulu olma stratejisini seçmiştir. ( ya o yada o değil hem o hemde o)


       NATO'daki tek Müslüman ülke olan Türkiye büyük bedel ödeyerek (Kore'de) üye olmuştur. Türkiye NATO ya üye olmakla sadece askeri bağımsızlığını kaybetmemiş milli bağımsızlığını da kısmen kaybetmiştir. Sovyetlerden Varşova Paktından korunmak için Türkiye batıya yanaştırılmıştır. ( kominizm gelecek Sovyetler işgal edecek diye) Türk Milletine karşı algı oluşturmak için dönemin dışişleri bakanı şöyle diyordu ‘’ Atlantik Anlaşması yalnız bir askeri müdafaa değil,  çok geniş manada maddi ve manevi yükselişi hedef tutan bir dayanışma ve işbirliği anlaşmasıdır.’’


       1980 lerde NATO nun Güney Avrupa müttefik Kuvvetleri başkomutanı olan William Croniz ‘’ Türkiye  NATO nun bir nöbetçisidir’’ diyebilmiştir. 2016 yılın daki NATO'nun Gürcistan Konferansında NATO genel sekreteri Stoltenberg şöyle diyordu ‘’ demokrasi, konuşma özgürlüğü, medyanın özgürlüğü, yargının bağımsızlığı ve azınlıkların korunması… bunlar bizi birleştiren değerler NATO nun 1949 daki kuruluşundan bu yana savunduğu değerlerdir. Eğer bu değerleri NATO savunuyorsa ülkeler de neden gladyoları kurdu ve neden darbeler yaptırdı. Darbeleri yapanlar darbe bildirisini okurlarken ilk cümleleri hep NATO ya bağlıyız oluyor. Darbeler bir demokrasi mi bir özgürlük mü? Sorgulamamız gerekiyor. NATO cugladyolar (fetöcügladyolar da dahil) ülkelerde yaptıkları suikastları, katliamları toplamayı saymayı becerebilsek herhalde yüzbinleri aşar. Bunlar mı özgürlük bunlar mı insan hakları. NATO demek ABD demektir. ABD artık haydut bir devlettir. ABD artık bir değer üretememektedir. Yoz kaba gücünden başka bir şeyi kalmamıştır. NATO nun 7-17 Kasım 2017 tarihleri arasında Norveç te yaptığı Trient - Javallin 2017 isimli tatbikatta Türkiye düşman ülke olarak gösterilmiştir. Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan düşman olarak belirtilmiştir. NATO bunu ilk defa yapmıyordu 2002 yılın da ABD nin Nevada Çölünde gerçekleştirdiği Millenium Challange 2002 tatbikatında da hedef (düşman) ülke Türkiye olarak gösterilmiştir. 250 milyon dolar harcanarak gerçekleştirilen tatbikat ta Türkiye ile birlikte tüm Orta Doğu işgal ediliyordu. 


       Türk Silahlı Kuvvetleri NATO üyeliğinden sonra ABD/BATI ittifakının askeri standart ve stratejilerinin bir parçası haline getirildi. NATO Türkiye nin üyelik başvurusunu incelemek için, Türk Ordusunun tüm savaş kabiliyetlerini, eldeki mevcut silahlarını büyük ölçüde kayıt altına aldı. TSK nın geleneksel milli sisteminin değiştirilerek yeniden yapılandırılıp NATO askeri standartlarına uyumlu hale getirildi. Türk Ordusu nun yüzde 95 i NATO ya bağlandı. Küresel düzenin teorisyenlerinden Karanlıklar Prensi lakaplı Richard Perle ‘’ bir tek Amerikan askerini Türkiye de tutmak 90 bin dolara mal oluyor, oysa bir tek Türk Askerinin Türk Hükümetine maliyeti yılda 6 bin dolardır’’ diyerek Türk Ordusuna bir kar zarar tablosundan bakışı aşikardır.


        Türkiye NATO üyelik süreciyle birlikte adeta ABD nin askeri işgaline uğradı. ‘’ askeri yardım adı altında yerli üretimin önü kesilerek savunma sanayimizin üretimi 60 sene geciktirilmiştir. Ayrıca Türk Ordusu ABD/ATLANTİK ittifakının modası geçmiş silah deposu haline getirildi. Dahası NATO savunma konsepti çerçevesinde Türkiye nin bütün stratejik bölgeleri NATO üssü bahanesiyle ABD nin kullanımına verildi.


       Hiç şüphesiz Türkiye nin NATO ya kabul edilmesinin en önemli nedeni, küresel-stratejik konumuydu. Kapitalizm in sözde düşmanı Sovyetler Birliğinin ve enerjinin merkezi Orta Doğuyu kontrol etmenin yolu Türkiye den geçiyordu. Nitekim soğuk savaş döneminde ( uyduruk hayali bir savaş) kominizm e karşı en iyi mücadeleyi veren ülkelerin başında Türkiye gelecekti. ABD li tarikatın ve masonların Türkiye de 1962 de kurdurduğu MANEVİ CİHAZLANMA tarikatı (fetö içinde) (islami bir tarikat) marifetiyle hemen hemen her il ve ilçede kominizm le mücadele dernekleri kurulmuştu.


       Türkiye ABD den sonra NATO nun en büyük ordusuna sahip olmasına rağmen, evanjelist ittifak Türkiye ye hiçbir zaman güvenmedi. İstanbul un 3 te  1 i kadar nüfusa sahip olan Danimarka dan NATO genel sekreteri seçilirken 68 senedir üye olan Türkiye den genel sekreter seçilmemiştir. Bu Müslüman bir ülkeye duyulan güvensizliğin göstergesidir. NATO nun gizlilik derecesi ni ifade eden belgelerde Türkiye den saklanıyordu. NATO bu güne kadar hiç Türkiye nin yanında olmadı. Rumlar Kıbrıs Türklerini acımasızca katliam yaparak soykırım uygularken, NATO ve ABD Yunanistan ve Rum çetelerinin yanında oldu. Türkiye 1964 yılında Kıbrıs Türklerini Rumların katliamlarından kurtarmak için faaliyetlerine başladığında ABD Türkiye yi Johnson Mektubuyla resmen tehdit etti. Açık olarak ‘’ bu askeri harekatı düzenlerseniz NATO sizi korumayacaktır. Ayrıca bizim onayımız olmadan ve denetimimiz dışında bu operasyonu başlatamazsınız’’ diyordu.


       NATO da bugün güya her üye eşittir ama Türkiye eksiktir, üvey evlattır. Çünkü Türkiye temsilcisini her toplantıya almazlar. Mesela lojistikle ilgili toplantılara, psikolojik harekat toplantılarına Türkiye temsilcisi alınmaz. Çünkü bu toplantılarda PKK/PYD ye lojistik yardım gibi Türkiye aleyhine kararlar alınır. Türkiye yi parçalama ve paylaşım planları yapılır.


       Türkiye nin NATO üyeliği aynı zamanda İslam ülkelerinin Türkiye ye düşman olmasını sağlamıştır. Zira İncirlik üssü 1967 de Arap-İsrail savaşlarında İsrail uçaklarının acil iniş ve ikmal yapmak için kullanıldığı bir yer olmuştur. İsrail in NATO üyesi olmamasına rağmen yine 1973 Arap-İsrail savaşında da İncirlik üssü Siyonizm in hizmetine açılmıştır. Bugün işler tersine dönmüş bazı Müslüman Arap ülkeleri ABD-İSRAİL-YUNANİSTAN la bir olarak Türkiye ye düşmanca hareketlerde bulunmaktadırlar. 


      İran devrimi sırasında 1979 da İncirlik üssü kullanıldı. ABD ajanları İncirlik üzerinden ülkelerine kaçırıldı. Birinci körfez savaşında İncirlik, emperyalist koalisyonun en önemli merkezlerinden biri oldu. İncirlik Üssü Irak ın parçalanmasında ve Barzani ye devlet kurması için de kullanıldı. Bunlardan da önemlisi 15 Temmuz darbe girişimi İncirlik Üssün den tezgahlandı.


       Sonuç olarak: Türkiye batının ve NATO nun boyunduruğundan 20-25 senelik bir projeksiyon yaparak çıkmalıdır. Eğer yıkalım dersek yıkıntının altında kalabiliriz. Ancak doğuda yeni Rusya ve Çin pirü pak değildir. Rusya ile son yüzyıl hariç 300 sene savaşmışız. ( 1945 te boğazlarda üs ve Kars-Ardahan ı istemiştir.) Çin soydaşlarımız olan Uygur Türklerine zulüm ederek soykırım yapmaktadır. Bunları bilerek ya batı ya da doğu diyemeyiz.  Hem batı ile hem de doğu ile ilişkilerimizi geliştirip devam etmeliyiz diye düşünüyorum.


TÜRK DÜNYASININ BİR VE BERABER OLMASI DİLEĞİYLE…


AYRILIKTA AZAP VARDIR,


BİRLİKTE HAYIR VARDIR.


                                                                                    Hasan Yalçın KARATAŞ
                                                                                     Emekli Kurmay Yarbay

 

Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Yapılan Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Örnek Gazete
Süper Lig Puan Durumu

Nöbetçi Eczaneler

Yazarlar